Koç ailesi, Vehbi Koç Vakfı`nın 40. yıldönümünü Hayırseverlik Nobeli ile taçlandırdı. Dünyanın en prestijli hayırseverlik ödüllerinden biri olarak gösterilen `Carnegie Medal of Philanthropy` (Carnegie Hayırseverlik Madalyası) Koç ailesine verildi.
Servetinin tamamına yakınını hayır işleri için harcayan
İskoç asıllı Amerikalı işadamı
Andrew Carnegie`nin anısına iki yılda bir verilen ödülü, aile adına Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç aldı.
New York Halk Kütüphanesi`ndeki ödül töreninde konuşan Koç, duygularını şu cümle ile özetledi: `Bu, hiç kuşkusuz hayatımın en önemli anlarından biri.` Koç,
Vehbi Koç Vakfı`nın kuruluşunun 40`ıncı yılında böyle bir ödülü almanın sembolik değerinin büyük olduğunu belirterek, `
Babamız, Andrew
Carnegie`nin `Parayı akıllıca harcamak, kazanmaktan daha zor` sözünü hatırlatırcasına yardımseverlikte de rehberimiz olmuştu. Biz, onun çocukları olarak mirasını ve felsefesini devam ettirdik.` dedi.||Carnegie`nin adını yaşatmak için kurduğu 20`nin üzerinde kurumun 2001 yılından beri ortak olarak verdiği ödül, bu yıl Koç ailesinin yanı sıra New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ve
Citigroup`un eski
CEO`su
Sanford Weill ve
Intel kurucu ortağı
Gordon Moore`a da verildi. Ödül için tertip komitesi adına Koç`a mektup yazan Vartan
Gregorian`ın
Ermeni asıllı ABD vatandaşı olması ve Türkiye ile
Ermenistan arasındaki açılım protokolünün imzalanmasını müteakip haftasında da törenin icra edilmesi `ABD`deki Ermeni diasporasından iki ülke arasındaki diyaloğa verilmiş destek` şeklinde yorumlanıyor.
Koç Holding Şeref Başkanı,
İngilizce yaptığı konuşmasını `Ödülü ailem ve ülkem adına almaktan büyük bir onur duyuyorum.` sözleriyle tamamladı. Törende ablası
Arsel`in yanı sıra oğulları Mustafa, Ömer ve
Ali Koç da
Rahmi Koç`a eşlik etti.||`BABAM, İLK ÖZEL VAKFI KURMAK İÇİN ÇOK UĞRAŞTI`||Koç
Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, babası
Vehbi Koç`un 1946`da ABD`yi ziyareti sırasında büyük vakıfların yasal çerçevelerinden çok etkilendiğini belirterek, Türkiye`de de benzer vakıf kurmak için gayretlerini şöyle anlattı: `Babam, `Bu ülkede kazandıklarının bir bölümünü yine cemiyete geri vermek zorundasın. Bu, yapılar, teçhizat veya burs şeklinde olabilir.` derdi. Bunu söylediği zaman verdikleri plansız, o ana özgü ve vergiden muaf olmayan şeylerdi. 2.
Dünya Savaşı`ndan hemen sonra, Amerika`yı ilk ziyaretinde büyük hastanelerin, üniversitelerin ve müzelerin arkasında büyük vakıfların olduğunu gördü. İnsan sevgisi kurumsallaştırılmıştı. Bunlardan çok etkilendi. Türkiye`ye döndüğünde, bir vakıf kurmaya çalıştı fakat bunu gerçekleştirmek için bir yasal çerçeve yoktu. 23 yıl boyunca, yasa oluşturmak için başbakanlar, hükümetler ve parlamenterlerle bıkmadan çalıştı. Sonunda başarılı oldu ve Türkiye`de kendi adını taşıyan ilk vakfı kurdu.`||Türkiye`de vakıfların güçlerini birleştirmesi halinde daha büyük yardımlar yapabilen kuruluşların tesis edilebileceğine işaret eden Rahmi Koç, ancak tabelada kimin isminin yer alacağı tartışmalarının herkesin kendi vakfı ile yetinmesi sonucunu doğurduğunu dile getirdi. Buna örnek olarak da
Sabancı Üniversitesi ile Anadolu Grubu`nun sağlıkta işbirliği yapmaktan son anda vazgeçmesini gösterdi. Hayırseverliğin ve sosyal sorumluluk projelerinin toplumsal hayata katkısını artırmak için karşılıklı özveriye ihtiyaç duyulduğunu anlatan Koç, `
George Soros ile yemek yedik. Sadece çevre için 1 milyar dolar bağışlamış. Bizim vakfın toplam varlığı 1,2 milyar dolar. Hemen hemen her işadamı ve kadını, bürokrasiden yılmadan, harcanacak parayı dikkate almadan kendi adını bir vakıfta görmekten mutluluk duyuyor. Bir gün, daha büyük vakıflar oluşturmak için bir araya gelerek işbirliği yaptıklarını görmek isteriz.` diye konuştu. Törende Koç`a ödülünü veren
David Rockefeller ise Rahmi Koç`un babası Vehbi Koç`un hayırseverlik mirasını eğitim, kültür ve sağlık alanlarında sürdürdüğünü belirterek, aileyi kutladı. Başkanlığını Rahmi Koç`un ablası
Semahat Arsel`in yaptığı Vehbi
Koç Vakfı, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında verdiği desteklerle tanınıyor. Koç ailesi, 2007`de
Dünya Anıtlar Vakfı(
World Monuments Fund) tarafından, her yıl dünya kültür mirasına katkıda bulunan kişi ya da kurumlara verilen
Hadrian Ödülü`nün de sahibi olmuştu.||Şirketini sattı, gelirini hayır işlerine harcadı||İskoç asıllı ABD`li sanayici Andrew Carnegie`nin kurduğu Carnegie Steel
Company, çelik endüstrisindeki başarısıyla 1890`lı yıllarda dünyanın en büyük ve kârlı işletmesi haline gelmişti. Carnegie, şirketini 1901 senesinde J.P. Morgan`a satmış ve ömrünün kalan kısmını hayırseverliğe adamıştı.
Mellon Üniversitesi, Uluslararası
Barış Vakfı, Uluslararası İlişkilerde Etik Konseyi, Pittsburgh
Kütüphanesi,
Bilim Enstitüsü gibi 20`nin üzerinde kurumun bağışlarıyla kuruldu. Şirketinin satışından elde ettiği gelirin (bugün 13 milyar dolar olarak hesaplanıyor) yüzde 90`ını hayır işlerine bağışlayan Carnegie, kaynaklarını daha çok eğitim, küresel barış ve bilimsel araştırmalara ayırmıştı. Carnegie, bir makalesinde `İnsan hayatının ilk üçte birlik kısmını kendi eğitimine, ikinci üçte birini para kazanmaya ve son üçte birlik kısmı ise kazandığı paranın tümünü yardım işlerine harcamaya ayırmalı. Kimse zengin olarak ölmemeli. Dünyadan sıfır olarak ayrılmalı.` mesajını vermişti.||ZAMAN||TURHAN BOZKURT
NEW YORK||17 Ekim 2009, Cumartesi